Bugün bir akıllı telefonu elinize aldığınızda, eskiden tüm bilgisayar odalarından daha fazla bilgi işlem gücü içeriyor. 1980'lerde işler tamamen farklıydı. Bilgisayarlar nadir, pahalı ve birçok insan için gizemli bir makineydi. O zamanlar, kendi ev bilgisayarınız varsa, küçük bir tamirciler, mucitler ve meraklı insanlar grubuna aitsiniz demektir. Heyecan verici olan şey, bilgisayarları sadece tüketmiyor olmanızdı. Onları anlamak zorundaydınız. Birçok program hazır olarak satın alınamıyordu. Bunun yerine bilgisayar dergileri, satır satır yazmanız gereken BASIC kodu içeren sayfalarca liste içeriyordu. Ancak o zaman programın çalışıp çalışmadığını görebiliyordunuz.
Bugün kulağa sıkıcı geliyor ama büyük bir avantajı vardı. Bilgisayarların nasıl çalıştığını otomatik olarak öğreniyordunuz. Eğer bir hata yaparsanız, hemen bir hata mesajı alırdınız ve hatanın nerede olduğunu kendiniz bulmak zorundaydınız. Bu şekilde, birçok genç bilgisayar hayranı teknoloji ve programlamaya karşı çok doğal bir yaklaşım geliştirdi.
İşte o zaman bilgisayar dünyasına doğru kendi yolculuğuma başladım.
Girişimciler bana sık sık "Bir bloga ihtiyacımız var mı?" diye soruyor. İnsanlar bana da sık sık soruyor: "Bir bloga ihtiyacım var mı?". Cevabım neredeyse her zaman: "Elbette!" - Bu noktada neden böyle düşündüğümü açıklamaktan mutluluk duyarım. Ama önce önemsiz bir soru var: Blog nedir ve hangi işlevleri yerine getirir? Bu soru büyük ölçüde ilk sorunun yanıtını zaten içeriyor. Çünkü bir blog genellikle birkaç işlevi yerine getirir ve üzerinde makalelerin yazılabileceği bir platformdan çok daha fazlasıdır. Bir SEO (arama motoru optimizatörü) perspektifinden bakıldığında blog, içeriği kullanılabilir hale getirmek ve çeşitli kanallardan bir araya getirmek için değerli bir araçtır. Peki bir blogun arama motoru optimizasyonu ile ne ilgisi var? Bu makalede bunu daha ayrıntılı olarak açıklamak istiyorum.